Ana Sayfa Portal Gelişmiş Arama Üye Listesi Takvim Yardım Belgeleri
Tarih: 18.04.2014, Saat: 15:48 Hoşgeldin, Ziyaretçi: (Giriş YapÜye Ol)


Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Dinimizde tesettür
Yazar Konu
sevval Çevrimdışı
Özel Üye
*****
Default Avatar
Yorum Sayısı: 774
Üyelik Tarihi: 12.11.2011
Rep Puanı: 9
Seviye: 25
Yaşam Puanı: 524 / 602
Yetenek Puanı: 258 / 4,279
Deneyim: 10 / 100
Yorum: #1
Dinimizde tesettür
Câhiliyette insanların birçokları terbiye ve edebden yoksundu. Ahlâk, iffet ve namus meselesi lafta idi. Bugün olduğu gibi kadın açılıp saçılıyordu, vücudunu, na mahrem yerlerini göstermekle böbürleniyordu. İlahî rahmet olarak gelen İslâm dini, tefessüh etmiş bu insanlığı ıslah etmek için birtakım emir ve prensipler getirdi. Bunlardan birisi de kadının cilbab ile örtünmesini emreder.

"Ey Peygamber, hanımlarına, kızlarına ve mü'minlerin hanımlarına söyle! Baş ve boyunlarını örtmek için cilbablarını üzerlerine alsınlar"(Ahzab: 59).

Cilbab'ın mâhiyeti hakkında birkaç görüş vardır:
l- Cilbab. bütün vücudu örten uzun gömlek veya entaridir.
2-Entari üzerine giyilen geniş elbisedir.
3- Başı. boynu ve çevresini örten atkıdır.
4- Üst tarafı göbeğe kadar örten ve ridâ denilen örtüdür.

Sibeveyhinin üstadı olan Halil; "Bu mânâlardan hangisi kasdedilirse caizdir" diyor. (el-Sîracel-Münir c. 3. s. 271) Müslüman kadın, el ve yüzü müstesna bütün vücudunu örtmek mecburiyetindedir. Bir kimse buna inanır fakat uygulamazsa günahkâr olur. Amma inkâr ederse dinden çıkar, mürtedolur. İslâm'ın kabul etmediği tevillere baş vurup halkın inancını bozmak sapıklıktır. Tesettürün dinen makbul olabilmesi için birkaç şartı vardır, onlara ri'âyet etmek gerekir:

1- Elbisenin vücudu gösterecek tarzda ince,
2- Nazar-ı dikkati çekecek kadar süslü ve renkli,
3- Vücudun hatlarını gösterecek şekilde dar olmaması gerekir.
Bir memlekette manto giymek adet ise, dar olmamak şartıyla onu giymekte beis yoktur. Çünkü İslâm dini, ne erkek ne kadın için belli bir kıyafet getirmemiştir. Her memleketin kendisine has bir giysisi vardır.


Örtünme Allah’ın emridir

Cahiliye devrinde başını örten kadınlar, başörtülerini enselerine bağlar veya arkalarına salıverirlerdi. Allah Teala, Nur Suresi’nin 30-31. ayet-i kerimeleriyle İslam’dan önceki bu âdeti kesinlikle yasaklayarak mü’min kadınların –kendiliğinden görünen hariç– ziynetlerini, ziynet yerlerini açmamalarını ve başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun, gerdan ve göğüslerini iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiştir.

Hz. Aişe, “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eyleye, Yüce Allah, ‘Mü’min kadınlar başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar’ ayetini indirince, onlar eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örttüler” (Buhari, Tefsir-u Süreti’n-Nur 13; Ebu Davud, Libas 33) der.

Bu ayet-i kerime nazil olunca, ensar ve muhacir kadınların, eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örtmeye acele etmeleri, Hz. Aişe’nın ablası Hz. Esma’nın, ince bir elbise ile Hz. Peygamber’in huzuruna çıktığı zaman, Efendimizin, “Ergenlik çağına gelen bir kadının elleri ve yüzü dışında kalan yerlerini göstermesinin caiz olmadığını” (Ebu Davud Libas, 32) bildirmesi kadınların yukarıda sayılan ziynet yerlerini örtmekle yükümlü olduklarına işaret etmektedir.

Yine Hz. Peygamber’in, bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadına, ergenlik çağına gelince yüzü ve şuraya kadar elleri hariç, herhangi bir yerini açması caiz değildir” (Ebu Davud, Libas 33) buyurması, söz konusu ayetteki emirlerin bağlayıcı olduğuna delildir.

Burada bir de Allah Resulü’nün “Kâsiyâtün âriyâtün” ifadesiyle anlattığı “örtülü açıklar” üzerinde bir iki cümleyle duralım. Bir hanımın giyinip örtünmesinden maksat, bedenindeki cazibesini gizlemesi, bakanları tahrik etmemesidir. Efendimizin bu ifadelerinden anlaşıldığına göre giyilen şey içini göstermeyecek şekilde kalın olmalı, aynı zamanda vücudun hatlarını da belli etmemeli.

Örtünmenin gayesi nedir?

Dinimizin emrettiği örtünmeden maksat, kadının ziynetini ve ziynet yerlerini eşi veya mahremi olmayan erkeklere göstermemesi ve yabancı erkekler tarafından görülmesine meydan vermemesidir. Bu itibarla örtünün; saçın, ten renginin veya ziynetlerin görünmesine engel olacak kalınlıkta, vücut hatlarını göstermeyecek nitelikte olması gerekir. Bu konuda, yukarıda meali zikredilen hadis-i şerifler dışında, daha pek çok hadis-i şerif bulunmaktadır. (Müslim, Libas 34, Cennet 13; Müsned, 2/356)

Ahzap Suresi’nin 60. ayetinde de “Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle: (Evden çıkarlarken) üstlerine vücutlarını iyice örten dış elbiselerini giysinler. Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar” buyurulmaktadır.

Bu ayette Müslüman hanımların evlerinden çıkarken, üstlerine vücut hatlarını belli etmeyecek bir dış elbise almaları, ev kıyafetiyle sokağa çıkmamaları emredilmektedir. Nur Suresi’nin 60. ayetinde ise, yaşlanmış kadınların, 31. ayette örtülmesi emredilen ziynet ve ziynet yerlerini örtmek kaydı ile (manto, pardösü, çarşaf gibi) dış elbiselerini üstlerine almadan dışarı çıkabilecekleri belirtilerek şöyle buyrulmaktadır:

“Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların ziynetlerini, (yabancı erkeklere) göstermeksizin, dış elbiselerini çıkarmalarında, kendilerine bir vebal yoktur. Yine de dış elbiseli olmaları, kendileri için hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.”

Sonuç olarak, kadınların, vücudun el, yüz ve ayakları dışında kalan kısımlarını, aralarında dinen evlilik caiz olan erkekler yanında, vücut hatlarını ve rengini göstermeyecek nitelikte bir elbise (örtü) ile örtmeleri, başörtülerini, saçlarını, başlarını, boyun ve gerdanlarını iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmaları, dinimizin, kitap, sünnet ve İslam âlimlerinin ittifakı ile sabit olan kesin emridir. Müslümanların bu emirlere uymaları dinî bir vecibedir.

“En güzel elbise, takva elbisesidir”

Rabbimiz bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Ey Âdem’in evlatları! Bakın size edep yerlerinizi örteceğiniz giysi, süsleneceğiniz elbise indirdik. Fakat unutmayın ki en güzel elbise, takva elbisesidir. İşte bunlar Allah’ın ayetlerindendir. Olur ki insanlar düşünür de ders alırlar.” (Araf, 7/26)

Elbiseden de önemli olan, takva duygusu ve hayâ hissidir. Örtülmesi gereken yerleri örtmek, namusu korumanın ilk şartıdır. Allah’ın hikmeti, diğer pek çok canlı varlığın yapısına, hayâ ve örtünme duygusu koymayıp sağlam, güzel ve doğal bir elbise vermiştir.

Sadece hayâ duygusu verdiği insanı çıplak yaratmıştır. Böylece insan, hem örtünme emrini tutmanın sevabına ermekte, hem de dünyadaki halifelik görevini ispatlamaktadır. Çünkü bütün yeryüzüne yayılan hayvan ve bitkilerden ve diğer maddelerden elde ettiği giyecekleri yapıp giymekle, bütün yaratıklar üzerindeki tasarruf ve yönetme gücünü, halifeliğinin tezahürlerinden birini göstermektedir.

Örtünme bütün varlıklar içinde yalnızca insana mahsus bir özelliktir. Çıplaklık, insanlığın her döneminde, vicdan ve sağduyu tarafından daima hayâsızlık ve arsızlık olarak nitelendirilmiştir.

Dinimizin örtünme emri, insanın ruh sağlığını, fıtri (yaratılıştan olan) yapı ve onurunu, toplumun genel ahlakını koruma, insanlar ve cinsler arası ilişkilerde dengeyi gözetme, ayrıca insanın haysiyetine yaraşır bir cinsi hayat ve aile hayatı kurma gibi amaçlara yöneliktir. Örtünme çizgilerinin kadın ile erkek için farklı hükümlere bağlı olması, bu iki cinsin yaratılışlarındaki farklı özellikler gözetilerek yapılmış bir ayırımdır.

Peki başörtüsü takmayan iffetsiz midir? Şüphesiz başını örtmeyen kadınlarımıza iffetsiz demek mümkün değildir. Ayrıca her başını örten kadına da iffetli demek isabetli olmayabilir. Başını örten ve örtmeyen kadınlar arasında namuslu ve iffetli olanlar bulunduğu gibi, namus ve iffetten yoksun olanlar da bulunabilir.

Ancak meseleye İslam ahlakı ve ahkâmı açısından bakarsak, hüküm bir ölçüde değişmektedir. İslam, kadın ve erkeğin vücudunda bazı yerlerin avret olduğunu, bunların yabancılara (namahrem olanlara) gösterilmemesi gerektiğini bildirmiş, insanların gözleri ve elleri ile de zina yapabileceklerine işaret etmiştir. (Buhari, İstizan 12; Müslim, Kader 20)

Toplum içinde kadının ve erkeğin avret yerlerine şehvetle bakacak insanlar her zaman ve her yerde bulunabileceğine göre, bunu bilen bir Müslüman’ın avret yerlerini açarak dışarı çıkması, İslami namus ve iffet kavramını zedeleyen bir davranış olmaktadır. Başörtüsü de kadının avret yerlerinden olan başını ve boynunu kapatan bir örtü olduğuna göre mesele bu şekilde değerlendirilmelidir. (Hayrettin Karaman)

Bu zamanda tesettür olur mu?

Zannediyorum bu soru değişik mekânlarda sizin de kulağınıza gelmiştir. Bir belediye otobüsü içindeydim. Tam önümde iki yaşlı insan oturuyordu. Aralarında konuşuyorlardı. Bu sırada otobüse iki başörtülü genç kız bindi. Yer olmadığı için ön tarafta ayakta dikiliyordu. Önümde oturan yaşlı hanım, yanındaki kişiye koluyla dürterek “Şunları görüyor musun?” dedi. Kadın, “Evet, görüyorum ve çok üzülüyorum. Yazık bu gençlere. Hadi eskiden başımızı örtüyorduk. Ama şimdi modern çağdayız. Hiç bu asırda böyle kılık kıyafet olur mu? Bu çağ dışılıkla bir adım ileri gidemeyiz” diye cevap verdi.

Maalesef ülkemizde böyle düşünen insanlar da var. Öncelikle şunu ifade edelim ki tesettürün, zamanla hiçbir alakası yoktur. İnsan farklı ve acayip kılık-kıyafete girebilir, ama kafası çalışabilir. Mesela Almanya’da bir dönemde kadın-erkek herkes başlarına kalpak giyiyorlardı. Başına kalpak giyen Alman aptallaşmamış, sanayisi ve tekniğiyle üstün gelmiştir. Düne kadar Avrupa başını kapatıyordu. Onların başlarını kapatmaları, gelişmelerine mani olmamıştır. Bu meselenin devirle hiç ilgisi yoktur.

Bu meseleyi medeniyetle telif etmek de mümkün değil. “Medeni insan açık gezer” sözü çok anlamsız. Medeniyet, eski devirlere nispeten onlardan, onların tarz-ı hayatından uzak olmak ise, vahşet devri, açıklık saçıklık olarak İslam’ın gelmesiyle terk edilmiştir. İslam gelmiş, tesettürü emretmiştir. Tesettür, cazip hale getirilmiş, mükemmelleştirilmiş, olgunlaştırılmış ve kadının sevdiği bir kıyafet haline getirilmiştir.

Dolayısıyla medeniyet, çok eski devirlere ait şeyleri yaşamamak ise, bugünkü çırılçıplaklık, İslam’dan evvel Cahiliye devrinde yaşanan şeylerdi. Çırılçıplak, açık saçık dolaşmak şayet medeniyet ise, ormanlarda yamyamlar, tamtamlar göğüslerini de açarak gezmektedirler.

Kadının kılık kıyafetine şiddetle reaksiyon gösterenler neyi savunuyorlar? Niçin bu konuda ısrar ediyorlar? Bunu anlamak mümkün değil. Zannediyoruz ki bu düşünce sahipleri, başkaları hakkında bir hüküm olarak savurdukları yobazlık içinde kendileri bocalamaktadırlar. Yobazlık, delilsiz, mesnetsiz bir kısım iddialara kalkışmak demektir. Mü’minin iddia

''Hatırlanmak sevmek kadar güzelse unutulmak ölmek kadar acıdır''
08.12.2011 06:38
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Tesettür Bahsinde Unutulan sevval 1 962 16.04.2013 13:12
Son Yorum: ene_eslem
  TESETTÜR ya da GİYİNMİŞ ÇIPLAKLAR! asuman 4 1,153 01.02.2013 09:02
Son Yorum: meva29
  NEYE GÖRE TESETTÜR?? MODA MI?? AYET Mİ?? Support 2 1,305 01.02.2013 00:31
Son Yorum: efsane61
  Erkeğin gözüne, kadının bedenine tesettür… ceylin 3 1,864 05.06.2012 17:15
Son Yorum: Muhammed
  Tesettür Konusu ( Önemli ) HizmetkâR 0 1,246 18.03.2012 16:22
Son Yorum: HizmetkâR
  Tesettür Risalesi sevval 0 933 27.11.2011 20:26
Son Yorum: sevval
  Gençlik ve Tesettür sevval 0 569 24.11.2011 20:12
Son Yorum: sevval
  Tesettür Kadının Değişmeyen Eskimeyen Tek Modasıdır Support 1 1,850 10.04.2011 23:13
Son Yorum: HiRaNuR

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi


İslami Reklam Alanı

Sitemizde bulunan materyallerin 'Allah' (C.C), rızası için çoğaltılmasında herhangi bir sakınca yoktur.